03.02.2026, 10:40 4

Dış ticarette sigortanın sessiz gücü

Dış ticarette çoğu zaman konuşulan başlıklar bellidir: fiyat, navlun, teslim süresi.

Oysa gerçek risk, bu başlıkların hiçbiri değildir. Asıl risk, kimin ne zaman sorumlu olduğunu bilmeden yapılan ticarettir.

Uluslararası taşımacılık; uzun mesafe, çoklu aktörler ve değişken koşullar nedeniyle belirsizlik üzerine kurulu bir sistemdir. Bu belirsizliği yönetmenin iki temel aracı vardır: teslim şekilleri (Incoterms) ve taşıma sigortası.

Bu iki başlık doğru anlaşılmadan ve uygulanmadan yapılan her dış ticaret işlemi, sonuçları ağır olabilecek bir risktir.

Teslim şekilleri çoğu zaman sözleşmenin en alt satırında yer alır. Ancak pratikte, tüm operasyonun kaderini belirler. EXW’den (Fabrikadan teslim) DDP’ye (Alıcının kapısına teslim) kadar uzanan teslim şekilleri zinciri, yalnızca masrafların değil, riskin hangi noktada el değiştirdiğini de tanımlar.

Yük kapıdan çıktığında mı risk değişir?

Gemide mi?

Limanda mı?

Yoksa varış noktasında mı?

Bu sorulara net cevap verilmeden yapılan bir sevkiyat, hasar anında tarafları karşı karşıya getirir. Çoğu uyuşmazlık da tam olarak bu noktada başlar. Teslim şekli doğru seçilmediğinde, taraflar haklı olduklarını düşünür ama çoğu zaman kimse haklı çıkamaz.

Taşıma sigortası ise genellikle “zaten bir şey olmaz” düşüncesiyle ihmal edilir. Oysa taşımacılıkta esas olan, olmamasını istediğimiz senaryolara hazır olmaktır. Hasar gerçekleştiğinde sorulan ilk soru çoğu zaman “sigorta var mı?” olur. Asıl sorulması gereken ise şudur: Bu taşıma için doğru sigorta var mıydı?

Asgari teminatlı poliçeler birçok durumda sadece vicdan rahatlatır. Gerçek kayıplar ise çoğu zaman kapsam dışında kalır. Sigorta yalnızca maddi zararı değil, ticari ilişkinin devamını, nakit akışını ve itibarı da korumayı amaçlamalıdır.

Sözleşmeler masada imzalanır, riskler ise sahada ortaya çıkar. Yükleme esnasında yapılan küçük bir hata, ambalajdaki zayıf bir nokta, hava koşulları ya da limanlardaki beklemeler; teoride sorun gibi görünmeyebilir. Ancak gerçekleştiğinde, kimin sorumlu olduğu sorusu tüm ticari ilişkinin önüne geçer.

Bu nedenle teslim şekilleri ve sigorta, sadece hukukçuların ya da muhasebenin konusu değildir. Operasyonun merkezinde yer almalıdır.

Bugün dış ticarette fark yaratan firmalar, en ucuz navlunu bulanlar değil; en az kriz yaşayanlardır. Ticaret sürecinde birlikte çalışılan tüm tarafların sigorta yapılarının ve teminat detaylarının sorgulanması bu nedenle büyük önem taşır.

Teslim şekillerini doğru kurgulayan, sigortayı bir formalite olarak değil teknik bir risk yönetim aracı olarak gören firmalar sürdürülebilir ticaret yapar. Unutulmamalıdır ki dış ticarette başarı, yük varış noktasına ulaştığında değil; risk doğru yönetildiğinde başlar.

Yorumlar (0)
13°
az bulutlu